17 Aralık 2013 Salı

Didem Madak

Canım Didem Madak'ın Anafilya dergisinde Temmmuz 2012 'de yayımlanan röportajından. Sevdiğim çok şair var, hatta bazı şiirlerini daha çok sevdiklerim, ama okurken  böyle hissettiren kimse yok.

Hep yanlış ata oynayan, "kalbim takma değil" diyebilecek kadar çocuk akıllı olan insanlar bin yaşasınlar!


Didem Madak



"Bir keresinde bir birahanede genç bir kızla, bir delikanlının konuşmasına kulak misafiri olmuştum. Kız 'Hayat yalan be oğlum' diyor ve içini çeke çeke ağlıyordu. Bir kere o kız kadar içten hayat yalan be oğlum diyebilseydim hemen yazmayı bırakırdım. Hayatın bir yalan olmadığına kendimi ve başkalarını ikna etmeye çalışıyorum. Kuran-ı Kerim´de hep 'akıl etmez misiniz?' diye sorulur. Bu soruya genelde maalesef hayır diye cevap vermek zorunda kaldım. Sezgilerimle yaşıyorum. Koklayarak, dokunarak... Kedilerin, nergislerin, insanların etrafındaki havayı kokluyor ve ne yapmam gerektiğine, nereye gideceğime böyle karar veriyorum. Hiç garantili bir yöntem değil, hep yanlış ata oynuyorum.

Bazen kendimi korumak için sevimli bir kirpi gibi davranıyorum, ama dikenlerim en çok bana batıyor. Takma bir bilinç ve takma bir akılla gündelik hayatımı sürdürüyorum. Bir dönem kalbim yokmuş gibi davrandım. Ama o hep vardı, kalbim takma değil. Yine Kuran´da 'En akıllı adamın bile iki kalbi yoktur' denir. Ben işte o tek kalbimle herkeste tek olan o kalbe seslenmeye çalışıyorum. Sanırım ağzına geleni aklınla söylersin, ama içinden geleni yalnız kalbinle söyleyebilirsin, arada böyle bir fark var." *

*
"Sence sanatta ve hayatta ağzına geleni söylemekle içtenlik arasında nasıl bir ayrım var?" sorusuna verdiği yanıt.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder