13 Aralık 2013 Cuma

Can dayanmıyor dedikleri...


Çünkü devrimciler ölmez ama evlatlar ölür. Bunu en çok anneler bilir...

Gezi eylemlerinde öldürülen Mehmet Ayvalıtaş'ın annesi Fadime Ayvalıtaş birkaç ay önce bir  konuşma sırasında şöyle demiş:

“Gezi direnişinde çocuklarını kaybeden biz anneler bir araya geldiğimizde ağlamaktan başka bir şey yapamıyoruz. Herkes kendi evladını anlatıyor. Herkes kendi kuzusunun güzel bir anısını anlatıyor. Daha yaramız kabuk bağlamamıştır, ama diğer taraftan da sürekli tuz basıyorlar. Başbakan, ‘başın sağ olsun’ demek bir yana, arayıp sabır dileyebilirdi.‘anneler ağlamasın’ diyor. Ben de diyorum ki, ilk başta biz anneleri öldürün ki biz evlatlarımız ölürken ağlamayalım.”


Fadime Ayvalıtaş bügün kalp krizinden hayatını kaybetti. Kalp rahatsızlığı oğlunun öldürülmesiyle başlamış ve mahkemede oğlunun katiline ceza verilmeyince iyice kötüleşmiş, radyodan dinlediğime göre. Öldürülen diğer çocuklarımızın anneleri de "Ne mutlu ona erken gitti evladının yanına" demişler.

Böyle bir acı karşısında söz derdimi, öfkemi anlatmaya yetmiyor...

30 Eylül 2013'te Mehmet'in doğum günü için yapılan anmada Fadime Anne oğlunun fotoğrafıyla...


Bir taraftan da Berkin Elvan'ın -gezi eylemleri sırasında ekmek almaya giderken başından gaz kapsülüyle vurulan ve hala komada uyuyan o çocuğun- vurulduğu gün annesine "'Anne sen ekmek almaya gitme; biber gazı sıkarlar kaçamazsın. Ben kaçabilirim, ben gideyim bakkala..."  dediğini okudum internette. Berkin 181 gündür uyuyor. 181 gündür umudumuz, sabrımız, öfkemiz sınanıyor.

Ve tüm bunlar haber değeri bile taşımıyor, hayat hep tıkırında pek şahane devam ediyor, edebiliyor.


"Göğe baktım yerli yerinde
Haydutlar dalavereciler yerli yerinde
Vurguncular hayınlar vurdumduymazlar öyle"

Turgut Uyar

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder